(I)
Avrupa aylardır Berlin Duvarı'nın yıkılması kutlamalarına hazırlanıyor, 20 yıl sonra gelinen noktayı analiz etmeye çalışıyor.
Pazartesi, 09 Kasım 2009 10:46
"Demokratik Almanya'nın 40. yılı kutlamaları sırasında Mieczyslaw Rakovski (Polonya Başbakanı) ve General Jaruzelski tribünde tam arkamda oturuyorlardı. Kulağıma doğru eğildi (Rakovski) ve "Mihail Sergeyeviç, Almanca biliyor musunuz ?" diye sordu, bende ona " protestocuların ne söylediklerini anlayacak kadar biliyorum" diye cevap verdim. Rakovski bunun üzerine : "sona gelindiğini anlıyor musunz ? " diye sordu."(1)
Aylardır Avrupa Berlin duvarının yıkılışının 20. yılı kutlamalarına hazırlanıyor. Görsel ve yazılı medya yirmi yıl sonra gelinen noktayı enine boyuna tartışıyor. Biz de bu yazıda meseleyi özetle sunduktan sonra meselenin Avrupa tarihi açısından önemini ve iki Almanya'dan yola çıkarak bu gün Doğu Almanya'nın durumuna bakacağız.
Gorbaçov'un tabiriyle: "1989, tarihin zıvanadan çıktığı yıl". 1949'dan itibaren Rus denetimi altında bulunan bölge fiili olarak 1961'de inşaa edilen duvar ile tamamen Almanya'dan koparıldı. Rusya'nın etki alanında kırk sene kaldı. Bu kadar hızlı düşeceği beklenmemekle birlikte 9 Kasım akşamı duvar tarihe karıştı ve yalnızca iki Almanya'nın birleşmesinin önü açmadı ayrıca duvarın yıkılışı domino etkisi yaptı ve Doğu blokunu dağılma sürecine soktu. Yıkılan duvar ile çok kısa bir süre sonra demir perde de düştü. O akşam yaşananlarla genelde Avrupa özelde Avrupa Topluluğu yeni bir döneme girdi. İngiltere ve Fransa, Mitteleuropa'da yaşana bilecek olası bir yeni güç dengisinin kurulmasına mani olmak için yoğun bir diplomasi trafiği başlattılar. ABD yaşananlar karşısısında Fransa ve İngiltere kadar tedirgin değildi.
Bu gün bile Batı medyasının önemli bir kısmı Gorbaçov'un oynadığı rolü göz ardı etmeye devam ediyor. Duvarın yıkılmasına göz yumarken Gorbaçov aslında Batı Avrupa'ya gönderdiği güçlü bir mesaj var idi. Onun içidir ki iki Almanya'nın birleşmesinde Rusya zorluk çıkarmadı. Gorbaçov bir yanda yıkılan duvarla Almanya'nın birleşmesini sağlarken , aynı zamanda satelit devletlerde başgösteren bağımsızlık rüzgarının da önünde durmadı. İki Almanya'nın bir gün birleşeceğini Haziran 1989'da gerçekleştirdiği Almanya ziyareti sırasında Kohl'e ifade etti ama her iki liderde bunun bir 21.yüz yıl meselesi olduğunu düşünüyorlardı. Ancak durum bir kaç ay sonra yeni bir boyut kazanacaktı.
1989 olayları Rusya'nın Batı Avrupa ile olan ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Rusya, Avrupa ile "ortak ev" düşüncesini daha sağlıklı bir yapı içinde şekillendirmeyi hedefliyordu. Ne varki, Rusya'nın bu beklentisi gerçekleşmedi ve tam aksine bir yanda Varşova Paktı dağılırken eski üyeler hızla NATO üyesi olarak Atantik Paktına dahil edildiler. Bu durum bu gün Rusya'nın güvenliğini tehdit eder hale geldi.
Duvarın yıkılması Avrupa'nın bilinci altında o güne kadar var olan Avrupa'nın kendi sınırlarına ilişkin algılamasını değiştirdi. Yıkılan duvarla birlikte Batı ve Doğu Avrupa'nın birleşmesinin önündeki en önemli engel ortadan kalkmış oldu. İngiltere ve Fransa Almanya'dan olası bir politika değişikliğini önlemek için garantiler istedi. İki Almanya'nın birlşeme arzusu , aynı zamanda Maastrich sürecini de başlattı ve sözleşmesi ile son buldu. Kohl meselenin bir an önce sonuçlandırılması için hızla hareket ediyordu.
İki Almanya'nın birlşemesi beklenen garantilerin verilmesi ile gerçekleşti. Almanya, Polonya'nın İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra uluslararası toplumun kabul ettiği sınırları tanıdı ve tek para birimine geçiş noktasında Alman Merkez Bankası'nın itirazlarına rağmen geçeceğini bildirdi. Böylece Almanya'nın tekrar saldırgan bir tutum içine girmesi önlenmiş oldu.
Doğu Almanya'da gerçekleşen ilk seçimde sağcı partilerin kazanması Kohl'ün işini kolaylaştırdı. Bu gün Almanya Başbakanı olan Angela Merkel seçimlerden sonra Kohl'ün kabinesinde Bakan olarak yer alan isimlerin arasında yer aldı. Hızla gerçekleşen birleşme anayasal ve kurumsal bir birleşmenin ötesine geç(e)medi.
Doğu Almanya, Berlin duvarının yıkılışının yirminci yılında kazanımlarını ve kaybettiklerini tartışıyor. En başta iki Almanya arasında daha 1989'da kendini gösteren uyum sorunu sürüyor. Sanayi olarak Batı Almanya'nın çok gerisinde kalan Doğu Almanya bu gün bile çok gerilerde. Toplumun yeni sisteme adaptasyonu çok zor oldu. Yeni düzenden en fazla yararlanabilenler genç kuşaklar oldu. Bu gün bile gençler Doğu Almanya'dan Batı Almanya'ya göç etmek durumunda kalıyorlar. Gidenler kendilerini "kurtarırken" kalanlar bölgenin kendine has sorunlarıyla boğuşmaya devam ediyor. Ekonomik refah o bölgenin sözlüğünde yer almıyor. Doğu Almanya'da işsizlik oranı Batı Almanya'nın iki katı. İşin ilginç tarafı Almanya'nın komşuları Çek Cumhuriyeti ve Polonya'nın kalkınmasında oynadığı rol ile Doğu Almanya'ya gösterdiği ilgi kıyaslandığında çok farklı bir tutumun sergilendiği hemen ortaya çıkıyor. Almanya'nın Doğu Almanya'da gerçekleştirdiği yatırımlar komşu devletlerle kıyaslandığında çok gerilerde kalıyor.
Karamsarlığın egemen olduğu bu bölgede , iyi habere hasret bir tolum yaşıyor. Bunu bilen Burda isimli yayın grubu "Super İllu" isimli haftalık dergileriyle Doğu Almanya'da yaşayanlara "iyi haberler" vermeye çalışıyor. Başarılı olup olmadıkları bir yana derginin tirajı üç milyona yaklaşıyor. Dergi Batı Almanya merkezi bulunan Bild, Der Spiegel ve Focus'ün Doğu Almanya'daki karşılığı olma yolunda. Bir farkla ki Bild gazetesine daha yakın içerik bakımından. Siyasi yorumlarına gelince de daha "orta yollu" yorumlar öne çıkıyor. Gerald Praschl'a göre derginin başarısı: "yazıların Doğu Almanya üzerine yazılan yazılardan oluşmaması, tam aksine Doğu Almanya'da yaşayanlara dönük yazıların yayınlanmasında gizli".
Berlin duvarının yıkılışının 20. yılında, Doğu Almanya hala çok önemli sorunlarla boğuşuyor. Bu sorunların yalnızca ekonomik değil , sosyal bir boyutu da var. Die Linke'nin o bölgede elde ettiği başarı bunun önemli kanıtlarından biri. Yaşlı kuşak "hoş bir geçmişin" nostaljisi içinde yaşarken genç kuşak ve iyi bir tahsil almış olanlar Batı Almanya'ya göç ediyor. Bu durum ciddi bir beyin göçünün olduğuna da işaret ediyor.
Ne yazık ki , yıkılan Berlin duvarı hala kafalarda mevcudiyetini koruyor. Doğu Almanya'da ,Demokratik Almanya dönemine ait semboller kazındıysa da pratikte bölge kendi kaderine terk edilmiş durumda. Sosyal yardımla yaşamak zorunda olan binlerce insan var. Hızla gerçekleşen birleşme anayasal ve kurumsal bir birleşmenin ötesine geç(e)medi. Doğu Almanya'nın özetle geldiği nokta bu.
1- Mihail Sergeyeviç Gorbaçov, Le Monde, 6 Kasım 2009
Not: Yazının ikinci bölümde , Berlin duvarının yıkılışının 20. yılında, Avrupa'nın doğusu ile olan ilişkilerini analiz edeceğiz.