Woodward'un son kitabı, Obama'nın Afganistan'da orduya boyun eğişini ortaya koyuyor. ABD'de 'başkomutan' sıfatı, Burger King'in 'ayın elemanı' kadar sembolik. Amerikan ordusu üzerinde sivil kontrol falan yok
Mıchael Moore

Evet, Başkan Dwight Eisenhower’ın askeri sanayi kompleksiyle ilgili söylediklerini kafasından uydurmadığı anlaşıldı. Bob Woodward’un ‘Obama’nın Savaşı’ adlı yeni kitabını okursanız varacağınız sonuç bu. Barack Obama’ya oy atarken değişime mi oy verdiğinizi düşünüyordunuz? İş Amerika’nın diğer ülkeleri işgal etmesine geldiğinde öyle değil... Gerçekte, Woodward’un kitabını okuduktan sonra, ne zaman bir politikacının veya hükümet üzerine ders veren bir öğretmenin ‘ordu üzerindeki sivil kontrol’den söz ettiğini duyarsanız, kahkahaya boğulacaksınız. Amerika’nın savaşlarıyla ilgili gerçekten karar veren insanlar Pentagon’da. Üniforma giyiyorlar. Emekli olduktan sonra işe girecekleri şirketlerden satın aldıkları çok sayıda silaha sahipler.
2008’de Obama’yı destekleyen herkes için, Başkan’ın Afganistan’dan çıkmamız gerektiğini anladığını öğrenmek rahatlatıcı. Fakat 2010 yılındaki Obama konusunda endişelenen herkes için, Başkan’ın ne yapılması gerek-tiğine dair fikrinin aslında önemli olmadığını öğrenmek korkutucu. Ve sebep, Obama’nın bu ülkeyi gerçekten yöneten insanlara karşı koymak konusunda istekli olmaması.
Kararı seçilen değil, Pentagon alır
Hikâyenin benim yazmak bile istemediğim, hiçbirinizin de gerçekten düşünmek isteme-diği kısmıysa şu: Kimi seçtiğimizin önemi yok. Kararları Pentagon ve savunma şirketleri alıyor. ‘Başkomutan’ sıfatı, mahallenizdeki Burger King’in ‘ayın elemanı’ gibi sembolik.
Bilmeniz gereken her şeyi Woodward’un kitabındaki toplam iki paragrafta bulabilirsiniz. Sahne şu: Obama geçen yıl Şükran Günü’nden sonraki cumartesi, Ulusal Güvenlik Konseyi üyeleriyle toplantı yapıyor. Yeni Afganistan stratejisini açıklayacağı büyük konuşmasına hazırlanmakta. Sorun şu ki, strateji henüz belli değil... Ordu ona tek seçenek sunmuş: Tırmandırma. Fakat durun bir dakika - Obama son dakikada herkese, bir çekilme planı için kapının kapalı olmadığını söylüyor. Rütbeliler bunu kabul etmiyor. Kitaba göre, Albay John Tien şunları söylemiş: “Sayın Başkan, askeri komuta zincirine nasıl karşı koyabildiğinizi anlayamıyorum. Fikrimiz pek değişmedi. Çünkü [dönemin Afganistan komutanı] McChrystal’a ‘Değerlendirmeni aldım, kaynak taleplerini aldım, ama başka bir şey yapmaya karar verdim’ derseniz, muhtemelen onu görevden almanız gerekecektir. Ona ‘Benim dediğimi yap, sıkı çalışmaların için de teşekkür ederim’ diyemezsiniz. Zira bunun sonu yoktur.”
Albayın daha fazlasını söylemesine gerek kalmamıştı. Şunu ima ediyordu: Sadece McChrysal değil, ordunun bütün üst kademesinin görülmemiş biçimde devrilmesi gerekebilirdi; Savunma Bakanı Robert Gates, Genelkurmay Başkanı Amiral Mike Mullen, o dönem Merkez Kuvvetler Komutanı olan General David Petraeus... Bunun altından hiçbir başkan kalkamayabilirdi, bilhassa da Senato’da dört yıl, başkomutanlıkta da 10 ay geçirmiş 48 yaşındaki bir başkan...
Evet, sonrasını herkes biliyor. Obama üç gün sonra savaşın tırmandırılacağını açıkladı. Ve en yeni savaş başkanımız oldu. Fakat Woodward’un yanıtlamadığı soruyu sorayım: Niçin bir başkan, bunu yapmak için bütün generallerini kovması gerekse bile, bir savaşa son vermenin altından kalkamıyor? Anayasa-da şöyle yazar: Ordu başkanın sorumlu- luğundadır. Keza Kongre’nin de: Ordu öyle istediği gibi Hazine Bakanlığı’na dalıp savaşlar için para çalamaz. Anayasada, Kongre’nin bunu uygun görmesi gerektiği yazar.
Gerçek dünyada senaryo hazır
Fakat gerçek dünyada anayasa sadece bir kâğıt parçası. Gerçek dünyada, bir savaşa son vermek için ordunun üst kademesini kovan bir başkan, siz daha ‘kansız darbe’ ifadesini telaffuz edemeden mahvolur. (Boeing ve Grumman’ın ilanlarıyla dolup taşan) Washington Post, bu başkanın [savaştan kaçınmak için Hitler’e taviz veren Britanya Başbakanı] Neville Chamberlain’in reenkarnasyonu olduğu konusunda yaygara koparır. (Raytheon ve General Dynamics’in finanse ettiği düşünce kuruluşları için çalışan uzmanlarla dolup taşan) Fox ve CNN, başkanın azledilmesi gereken bir muhallebi çocuğu olduğunu söyler. Ve (tam da Afganistan’daki savaşı tırmandırma kararı alınırken savunma şirketlerinin lobi yapması nedeniyle kendi ‘tırmandırma’sını yaşayan) Kongre de pekalâ başkanı azledebilir.
O zaman size bu akşam için bir ev ödevi: Eisenhower’ın meşhur veda konuşmasını
izleyin. Ve sonra da bu canavarı nasıl evcilleştirebileceğimiz üzerine kafa yorun. Sovyetler Birliği de kendi askeri-sanayi kompleksine sahipti, ki Afganistan’a gitmelerinin ve artık Sovyetler Birliği diye bir şey olmamasının bir nedeni de buydu. Onların başına geldi. Bizim başımıza gelemeyeceğini düşünmeyin...
(Belgeselci, 30 Eylül 2010)