Son günlerde Ankara, stratejik dostu İsrail'le arayı soğuturken, eski düşmanı Suriye ile de ilişkileri iyice ilerletti. Gelişmeler hem Avrupa hem de Amerika tarafından dikkatle izleniyor. Türkiye Ortadoğu'da yön mü değiştiriyor? Ayşe Karabat'ın haberi.
Davutoğlu: "Türkiye-Suriye ilişkileri başka bir ülkeye karşı değildir, başka bir ilişkinin de alternatifi değildir." "Sloganımız, ortak kader, ortak tarih ve ortak gelecek," diye konuştu Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriyeli muadili Walid Al-Muallim ile birlikte düzenlediği basın toplantısında.
Basın toplantısı 13 Ekim'de iki ülkenin çok uzun ortak sınırında yapılıyordu. İki bakan sınırdaki bir bariyeri, iki ülke arasında vize gerekliliğini bitmesinin sembolik anlatımı olarak birlikte tutup kaldırdılar.
Davutoğlu’nun yanında dokuz bakan vardı, Suriye delegasyonun da ise 15. Bu kadar üst düzeyli delegasyon yalnızca karşılıklı bir jestin göstergesi değil, aynı zamanda düzenli ortak kabine toplantılarını öngören ve geçen ay imzalanan Yüksek Düzey Stratejik İşbirliği Konseyi Anlaşması'nın ve Davutoğlu'nun ifade ettiği "maksimum entegrasyonunun" da bir gereğiydi.
"Türkiye-Suriye ilişkileri başka bir ülkeye karşı değildir, başka bir ilişkinin de alternatifi değildir," diyordu Davutoğlu. Her ne kadar bu "başka ülkelerin" ismini vermese de, dinleyicilerin aklına hemen İsrail geldi.
Öcalan yüzünden Suriye ile gerilim
Suriye 1990'lı yıllarda ABD, Türkiye ve AB'nin terrorist ilan ettiği PKK'nın şimdi hapisteki lideri Abdullah Öcalan'ı barındırırken, Türk yetkilileri sık sık İsrail ve Türkiye arasındaki stratejik ilişkilerin üçüncü ülkelere karşı olmadığını söylemek zorunda kalır ama yine de Arap ülkelerini bu konuda samimi olduklarına inandırmakta zorluk çekerlerdi. O zamandan bu zamana köprünün altından çok sular aktı, şimdi İsrail Türkiye'nin 'komşularla maksimum entegrasyon' politikasını endişeyle takip ediyor.
Türkiye-Suriye ilişkilerinin gündeme oturduğu hafta, Türkiye'nin, kendi topraklarında düzenlenecek olan uluslararası bir askeri tatbikattan İsrail'i dışlaması nedeniyle Türkiye İsrail ilişkileri de gündeme geldi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan El-Arabiya televizyonuna, hükümetin halkın vicdanın sesi olarak davrandığını ve Türk halkının bu tatbikatta İsrail'i görmek istemediğini söyledi.
İsrail ile gerilim
Türkiye ve İsrail’in arasında diplomatik ilişkilerin olmadığı zamanlarda bile iki ülkenin askeri ve istihbarat ilişkileri iyi oldu. Buna rağmen siyasi ilişkiler 1990'lı yıllara kadar hep inişler çıkışlar yaşadı. Bu çalkantılı dönem bittiğinde ve 1999'da şimdiki İsrail Başbakanı Benjamin Netenyahu'nun o zaman da başbakanken söylediği gibi iki ülke arasındaki işbirliğinde "sınırın gökyüzü" olduğuna inanılıyordu.
Ama şimdi İsrail-Türkiye ilişkilerinde bu çalkantılı dönem geri dönmüşe benziyor, özellikle İsrail'in Gazze'ye karşı 27 Aralık 2008 ve 18 Ocak 2009 tarihleri arasında düzenlediği saldırıdan sonra. O dönemde Ocak ayında Davos'ta Dünya Ekonomi Forumu'ndaki bir panelde Erdoğan İsrail Devlet Başkanı Şimon Perez'e "Siz öldürmeyi iyi bilirsiniz" demişti.
İsrail'in Gazze saldırısının ardından, Başbakan Erdoğan'ın Peres'i tersleyerek Davos'u terketmesi ve son olarak da Konya'dakı tatbikattan İsrail'in çıkarılması iki ülke arasındaki ilişkileri iyice gerdi.... O zamanlar İsrail düşük profilli bir tavır sergilemişti, tıpkı şimdi askeri tatbikattan dışlandığında yaptığı gibi. Israil Savunma Bakanı Ehud Barak, İsrailli yetkililere Türkiye’ye sataşma anlamına gelecek sözler sarf etmemeleri çağrısında bulunan bir açıklama yaptı ve "Türkiye ve İsrail ilişkileri on yıllardan beri devam eden stratejik ilişkilerdir. İniş çıkışlara rağmen Türkiye bölgenin anahtar oyuncularındandır," demişti.
Hiçbir şey eskisi gibi değil
Fakat Suriyeli gazeteci Hüsnü Mahli ve İsrail'deki Begin Sedat Stratejik Çalışmalar Merkezi'nden Efraim İnbar gibi her iki ülkeden de bazı uzmanlar Türkiye’nin yönünü değiştirdiğini ve hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağını düşünüyorlar.
Her ikisi de askeri tatbikatın iptal edilmesiyle Suriye ve Türkiye arasındaki toplantının aynı haftaya denk gelmesinin bir tesadüf olduğunu düşünseler de Türkiye’nin bu yön değişikliğinin AKP’nin iktidara gelmesiyle büyük ölçüde alakalı olduğu konusunda hem fikirler ama bu değişikliğin belirginliği konusunda farklı düşünüyorlar.
Mahli’ye bu yeni konum yalnızca küçük bir değişiklik ve normal, ama Inbar 'Türkiye’nin peyderpey Batının bir müttefiki olmaktan çıkarak Ortadoğu’daki diktatörlüklerin dostu olduğuna' inanıyor.
İslamcılığa doğru bir gidiş mi?
Efraim İnbar Türk meslektaşlarına ve dostlarına hitaben yazdığı bir açık mektupta onlardan Türkiye'nin Ortadoğu'ya kayışını durdurmalarını ve Batı'nın dostu olarak kalmasını güvence altına almalarını istedi.
Inbar'a göre AKP yönetimindeki Türkiye, gittikçe İslamcı eğilimlerine teslim olup Batı'yla kültürel ve siyasi bağlarını ikinci plana atıyor. Inbar, İran Devlet Başkanı Mahmud Ahmedinejat'ın ve Hamas yetkililerinin Türkiye’ye davet edilmesini, "Türkiye'nin olası İslamcılığa kayışını" gösteren işaretler olarak değerlendiriyor.
Buna karşın Hüseyin Mahli aynı düşüncede değil. Ona göre AKP’nin İslamcı düşüncesi ve Müslümanların çektiği acılara duyarlılığına rağmen, durum böyle olmaktan çok uzak.
"AKP iktidara geldiğinden beri, İsrail'e karşı eleştireldi, partinin ideolojisini ve tabanını göz önüne alacak olursanız bu çok normal," diyor Mahli ama ekliyor, "eğer Israil en azından Suriye ile barışma konusunda adım atsaydı, durum farklı olurdu."
Hüseyin Mahli, Türkiye'nin, Suriye ve İsrail arasında yürüttüğü ama İsrail’in Gazze’ye saldırmasından sonra kesilen arabuluculuk çabalarını hatırlatarak, "Doğru, Türkiye siyasetini değiştirdi, Ortadoğu'da barış ve istikrarı amaçlıyor bunun önünde engel çıkartan ülke de Suriye değil," diyor.
İsrail, son gelişmelerden sonra Türkiye'nin arabuluculuk çalışmalarına sıcak bakmıyor... Ortak basın toplantısında konuşurken Davutoğlu, Türkiye’nin AB üyeliği arzusunu da hatırlatmış ve Türkiye’nin AB üyeliğiyle birlikte ileride Suriye'nin AB'ye, AB'nin de Ortadoğu'ya komşu olacağını söyledi ve bu durumun ilgili bütün taraflar için bir fırsat olduğunu söyledi.
Siyasal Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı (SETA)’dan Bülent Aras Ankara ve Şam ilişkilerinin Suriye'yi, Türkiye üzerinden Batı'ya yakınlaştıracağını söylüyor ve "bu koşullar altında ABD ve İsrail gibi güçlerin bu gelişmelerden memnun olması lazım" diye konuşuyor.
Türkiye’nin Ortadoğu'daki mevcut kilitlenmiş durumu değiştirmek istediğini vurgulayan Aras, sözlerine şunları ekliyor: "Türkiye'nin mesajı şu: Sorunlarımızı daha fazla rafa kaldıramayız, çözmek zorundayız, Ortadoğu yeniden şekillendiriliyor ve Türkiye bu şekillendirmeye demokratikleşme, arabuluculuk ve çatışmaları ötelemeye çalışarak katkıda bulunuyor. Ortadoğu'nun sorunları sadece bir ülke tarafından çözülemez, bir koordinasyon gerekli ve Türkiye’de bunu yapmaya çalışıyor."
Transatlantik destek
Başka bir analist Galatasaray Üniversitesinden Profesör Hasan Köni, Türkiye'nin son zamanlardaki eylemlerinin Batı'dan uzaklaşmak olmadığını, tam tersine Amerika'nın yeni yönetiminin istekleri doğrultusunda olduğunu düşünüyor.
Köni'ye göre ABD artık Ortadoğu'da sorun istemiyor çünkü bütün gücünü Asya’da yoğunlaştırmak istiyor. Bu doğrultuda Türkiye ile işbirliği yapıyor ama ABD’nin yeni siyasetinin önünde bir engel duruyor: İsrail'in uzlaşmaz tutumu.
"Obama yönetimi İsrail'i, İsrail-Filistin çatışmasında yeni bir çözüm arayışına itmek istemişti ama bunu başaramadı. Sanırım şimdi Türkiye'nin durumundan faydalanarak, aslında burada ABD’nin Ortadoğu’ya ilişkin amaçlarıyla, Türkiye’nin yaklaşımı arasında bir örtüşme var," diye konuşan Köni ekliyor:
"Elbette AKP'nin ideolojisi de burada bir etken, Türkiye'nin eski konumunu temsil eden bir parti iktidarda olsaydı, Türkiye İsrail'i askeri bir tatbikattan çıkarmayı aklından bile geçirmezdi."
Ayşe Karabat
© Qantara.de 2009