Sayfa: [1]
Yazdır
Gönderen Konu: AB “SÜPER SOVYET” OLMA YOLUNDA -Avrupa Birliği Dosyası  (Okunma Sayısı 133 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
BEYAZRENKLER
Administrator
Jr. Member
*****

Reputation: 2505
Mesaj Sayısı: 993



« : 18 Ekim 2009, 08:48:59 »



--------------------------------------------------------------------------------

AB’den Dünyaya Demokrasi (?) Dersi

Bu yazıyı titreyen ellerimle yazıyorum Gözlerim dolu dolu Tüylerim diken diken Çünkü Avrupa’da demokrasinin tarihi bir kez daha yazılıyor Demokrasi yeniden anlam buluyor 2 Ekim “Avrupa Demokrasi Bayramı” olmalı Çünkü AB daha önce Lizbon Anlaşması’nı referandumda reddeden İrlanda’yı 2 Ekim’de “yeniden ve zorla” sandığa götürüyor!

İrlandalılar 2 Ekim’de doya doya AB üyesi olmalarının tadını çıkaracaklar Daha önce “istemiyoruz” dedikleri Lizbon Anlaşması’na “istiyoruz” demek için sandığa gidecekler Büyük bir olasılıkla bu defa isteyecekler Çünkü “yine hayır” derlerse, mutlaka yine “demokratik haklarını kullanmak için” zorla sandığa sürüklenecekler

Demokrasilerde karar halkındır Kararı halk verir Seçimler ve referandumlar demokrasilerin tecelligahıdır Demokrasinin temel kuralıdır: Son söz millete bırakılır O nedenle AB Lizbon Anlaşması’nı halka sordu İrlanda halkı Lizbon’u istemedi Onun için -son söz halkın olduğu için- AB yine halka soruyor

Belki yakında halk iradesinin belirleneceği seçimler de böyle yapılır Belki ülkelerin halkın iradesini ve aklı ortaya koyan meclisler de böyle yasa yaparlar Hatta adaletin şaşmaz terazisinin şerefini koruyan mahkemeler de böyle karar verirler

Ne olacak? Neden olmasın? Adalet Divanı hâkimleri bile artık “madalya artı tatil” karşılığı karar vermiyor mu?

AB bu konuya şöyle bakıyor: “Ben demokratiğim, demokrasiyi sonuna kadar uygularım İstediğim sonuçları elde edinceye kadar, demokrasiyi zorla uygulatırım”

Mademki AB’nin, anlaşmanın hayata geçmesi için tüm üye ülkelerin onayını alması gerekiyor, o zaman herkes “zorla” onaylayacak ve demokrasi gerçekleşecek!

Bu Lizbon Anlaşması’nın onaylanma süreci zaten abuk sabuk İsteyen mecliste onaylıyor, isteyen referanduma gidiyor Referandumun sonucunu beğenmeyen, sonra yine referanduma gidiyor

Yeri gelmişken dost ve kardeş İrlanda’nın sevgili halkını uyarmak isterim…

İrlanda Başbakanı Brian Cowen İrlanda'ya ülkenin askerî tarafsızlığını ve vergi ile kürtaj yasaları üzerindeki denetimini koruyabileceği yönünde yazılı güvenceler verildiğini söyledi Sevgili İrlandalılar; Sakın inanmayın

AB bize de aday ülke statüsü verirken Helsinki Doruk Bildirgesi’nin 4, 9 ve 12 maddelerini aleyhimize yorumlamayacağı ve uygulamayacağı konusunda yazılı garanti vermişti! Hatta altında da o zamanki AB Dönem Başkanlığı’nı yürüten Finlandiya’nın Başbakanı Lipponen’in imzası vardı!

2 Ekim’de yapılacak olan İrlanda referandumundan ne sonuç çıkacağı zaten belli Vaziyet kesin, bahse giren kaybeder Dışişleri Bakanı Micheal Martin, “hükümet, bu anlaşmanın hem İrlanda hem de Avrupa için iyi olduğuna inanıyor” diyor

İrlandalılar 12 Haziran 2008’de sandık başına gittiklerinde AB’nin Lizbon antlaşmasına hayır dediler Çünkü görüşleri buydu Çünkü çok saftılar Gerçekten de AB’nin onların oyunu istediğini ve AB’nin -aynı zamanda İrlanda’nın- geleceğinin nasıl olması gerektiğinin kendilerine sorulduğunu zannettiler

Aslında İrlandalıların saflığına kızmamak gerekir Çünkü onların gördüğü AB üstüne vazife olan ve olmayan her konuda kendisini taraf kabul eden bir kurum Şampiyon AB -elbette menfaatinin olduğu- her yerde demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve serbest piyasa konusunda rekor üstüne rekor kırar

Daha önce 2005’te Fransa ve Hollanda da AB Anayasasını referandumda reddetti Elbette o zaman AB Fransızları ve Hollandalıları “demokrasi namına” ve “Avrupa aşkına” yeniden sandığa gitmeye zorlayamadı Çünkü orası İrlanda değil, Fransa!

Aslında “özgürlük adası”, “erdemlerin kalesi”, “evrenselliğin kapısı”, “hür ve demokratik” kudretli AB daha önce ince bir “ayarlama” yaptı AB baktı ki, Avrupa halkı kendisine fikri sorulunca hayır diyor, 2005 Anayasa referandumu fiyaskosunun ardından AB üye ülkelerde referandum yerine parlamentolarda onaylama yoluna gitti Ama İrlanda Anayasası zorunlu olarak referandumu öngördüğü için bu yola gidildi Yoksa zaten İrlandalılara fikrini soracak olan yoktu

Yeni nesiller ve hafızası medya ile silinen küreselleşme kurbanı milletler hatırlayamaz: Bir zamanlar Sovyetler Birliği vardı Tam adı “Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği” idi Kısaca SSCB!

SSCB anti demokratikti Diktatörlüktü Halkın fikrini önemsemezdi SSCB’de azınlık hakları, demokrasi yoktu Ama seçimler yapılırdı “Tek liste” olurdu, o listeye “evet” demek mecburiydi Daha sonra uygun görülen seçim sonuçları “Sovyet halkının zaferi” olarak açıklanırdı Komünist diktatörlük demokrasiden bunu anlardı Totaliter yapısı daha fazlasına müsaade etmezdi

Neyse ki, artık SSCB yok Giderek daha fazla dine ve milliyetçiliğe yaslanan, ırkçılığa prim veren, lobilerin temsilcilerini siyasi lider haline getiren üye ülkelerin birliği olan AB var!

Mini-Napolyon Sarkozy gibi liderlerle etrafına ışık ve demokrasi saçan AB, demokrasi cenneti Çünkü AB zaten “barış ve medeniyet projesi” Demek “barış” böyle sağlanıyor!

Acaba SSCB’de Sovyet cumhuriyetlerinden birisi seçimlerde hayır oyu verseydi, ne olurdu? Tahmin ediyorum, ya Kızılordu yine çoraplarını çeker yola çıkardı ya da seçimler yenilenirdi

Fakat AB’nin Kızılordusu yok Ama olmasını çok isterdi… Bunun için çok da uğraştı “Avrupa Savunma Topluluğu”, “Brüksel Paktı”, “Batı Avrupa Birliği”, “Avrupa Kolektif Güvenliği”, “Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası”, “Ortak Dış ve Savunma Politikası”, “Politika ve Güvenlik Politikası Komitesi”, “Avrupa Savunma Ajansı”, “Askeri Komite”, “AB Genelkurmayı”, “AB Savunma Araştırmaları Enstitüsü”, “AB Uydu Merkezi”, “Alman-Fransız Tugayı”, “Avrupa Kolordusu”, “Avrupa Güvenlik ve Savunma Birliği”…

Ve daha bir sürü gerçekleşen ve gerçekleşmeyen garipliklere rağmen, AB’nin elinde sadece küçük bir güç var Ona da en fazla “zabıta kuvvetleri” denebilir

O nedenle AB İrlanda’ya Avrupa zabıtalarını yollamak yerine, yeniden referandum yaptırmakta çok haklı! On yıllardır defalarca duyduğumuzu hatırlayalım; “AB kimseye istemediği bir şeyi dayatmaz Üye ülkeler egemenliğini korur Son söz AB’ye değil, üye ülkelere aittir”…
“Patrick’in oğulları” İrlandalılar Bronz Çağı’ndan bu yana Roma’yı yendi, Vikingleri yendi, Normanları yendi, İngilizleri yendi, ama AB hepsinden daha “farklı” çıktı “Süper Sovyet” AB, bakalım daha ne “demokratik” adımlar atacak? Tanrı herkesi daha fazlasından korusun…
Kayıtlı
Sayfa: [1]
Yazdır
 
Gitmek istediğiniz yer: