GARİP ÇOBAN SIRADIŞI
Administrator
Jr. Member
   
Reputation: 779
Mesaj Sayısı: 169
|
 |
« : 04 Ağustos 2010, 08:25:10 » |
|
Lübnan'da kriz Hizbullah köşeye sıkıştı
BM araştırma komisyonuna göre, Lübnan eski başbakanı Refik Hariri'nin öldürülmesinden Hizbullah sorumlu. Bu bilginin ortaya çıkmasıyla Şii örgütün bir Lübnan partisi olarak saygınlığına gölge düşmüş durumda. Ne var ki, siyasetbilimci Paul Salem'in de ifade ettiği üzere, Hizbullah elindeki iktidarı kolay kolay teslim edeceğe benzemiyor.
Belirsiz bir gelecek: İster İsrail'le çıkması muhtemel bir savaş olsun, isterse Hariri davası ya da İran meselesi. Paul Salem, Ortadoğu'daki genel siyasi durumun, Hizbullah'ın hedeflerine hiç de uygun düşmediği görüşünde. Lübnan'daki güçlü siyasi ve paramiliter Şii örgütü Hizbullah'ın geleceği hiçbir zaman bu kadar belirsiz olmadı. Gerçekten de gerek İsrail'le aralarındaki gerginlik, gerekse ajanlarının, öldürülen Lübnan eski başbakanı Refik Hariri'nin cinayetini araştıran mahkeme tarafından yargılanması ihtimali, Hizbullah'ın dört bir yandan kapana kısılmış olduğunu düşündürüyor.
Bütün bu gelişmeler ışığında akla gelen ilk soru, İsrail ile Hizbullah arasında yeni bir savaşın patlak verip vermeyeceği. Bu yöndeki endişeler son aylarda büyük artış gösterdi. Hizbullah'ın yeni roket alımı ve İsrail'in dönem dönem yönelttiği tehditler hakkındaki haberler bu endişelerin daha da artmasına neden oluyor. Bir savaş çıkmasını bekleyenler, İsrail'in, İran'ın çıkarlarını savunan ağır silahlı bir örgütün yaratacağı tehdide, İran nükleer gücü konusundaki gerginlik yatışmadan göğüs germeye hazır olmadığını ileri sürüyor.
Bir Arap-İsrail barışı, Hizbullah için ciddi meşruiyet sorunlarını beraberinde getirebilir. Her ne kadar önümüzdeki aylarda bir savaş çıkma ihtimali düşük görünse de, İran'a karşı uygulanan yaptırımların 2011 başına kadar meyve vermemesi durumunda İsrail kendini harekete geçmek zorunda hissedebilir. İran'ın nükleer tesislerine yapacağı bir askeri operasyon sonucunda Hizbullah büyük olasılıkla ihtilafa dâhil olacak ve İsrail'in aynı zamanda onlarla da mücadele etmesi gerekecek. İsrail bir başka alternatif olarak, İran'ın saldırı gücünü kırmak amacıyla Hizbullah'a karşı önleyici bir savaşa girebilir.
Barış süreci mi hızlanacak savaş mı çıkacak?
Bugünlerde Hizbullah buna benzer senaryolara karşı yoğun bir hazırlık yürütüyor. Bunun için savunma tesisleri inşa ediyor, bir yandan tüneller kazarken bir yandan da ciddi bir roket stoku oluşturuyor. Bu hazırlıklar her ne kadar Hizbullah'ın ayakta kalmasını sağlayacak olsa da, son beş yılda yıkımla sonuçlanan iki savaşa sebep olan stratejilerini Lübnan kamuoyu nezdinde meşrulaştırması çok zor olacak.
Böyle bir savaşın sonunda Arap ülkeleri ve uluslararası kuruluşlar, Hizbullah'ı ve askeri profilini kontrol altına alması için Suriye'den, Lübnan'da daha çok sorumluluk üstlenmesini isteyebilir.
Ancak olası bir savaş, barış çabaları sayesinde engellenecek olursa Hizbullah başka bir sorunla karşı karşıya. Arap-İsrail barış sürecinde gerçek anlamda müspet bir adım pek ihtimal dâhilinde görünmese de, ABD'nin Ortadoğu Özel Temsilcisi George Mitchell, 2011 yılı içinde bir Arap-İsrail barış ihtimalinin hâlâ geçerliliğini koruduğunu ifade etti. ABD yönetimi içerisindeki kaynaklar, Başkan Barack Obama'nın yıl içinde Arap-İsrail mutabakatının çerçevesini belirleyebileceğini ifade ediyor.
Arap-İsrail barışı senaryoları
Araplarla İsrail arasında ilan edilecek bir barışa dair tüm olası senaryolar, Suriye ile İsrail arasında bir mutabakatı içeriyor. İşgal altındaki Golan Tepeleri'ni teslim etmesi karşılığında İsrail ve ABD, Hizbullah'ın silah bırakmasında ısrar edecektir.
Gerçekten de Arap devletleri 2002 tarihinde Beyrut'ta ilan edilen barış planı çerçevesinde "bölgedeki tüm devletlerin" güvenliğini tesis etmeyi kararlaştırdı; İsrail'in de bölge devletlerinden biri olduğu düşünüldüğünde Hizbullah ve Hamas kaynaklı tehditlerin nasıl ele alınacağına dair şifreli bir açıklama bu.
Hizbullah ve lideri Hasan Nasrallah, geniş askeri donanımlarıyla kendilerini İsrail'e karşı yeni bir askeri ihtilafa hazırlıklı görüyor. Gerek Hizbullah gerekse İran, İsrail'in ne Golan Tepeleri'ni boşaltacağına ne de bir Filistin devletinin kurulmasına izin vereceğine inanmadıklarını ifade etseler de, barış ihtimalini tamamen yok saymak mümkün değil. Barış süreci devreye girecek olursa Suriye Lübnan'ı, İsrail'le bir barış anlaşması imzalamaya zorlayacak ve bu yeni duruma alışması için Hizbullah'a büyük bir baskı uygulayacaktır.
Hizbullah'a karşı dava
Lübnanlı Şiiler arasında sevilmesi nedeniyle Hizbullah, varlığını etkili bir siyasi parti olarak sürdürebilir, ancak bunun için İran Devrim Muhafızları'nın çıkarlarının temsilcisi rolünden vazgeçmek zorunda. Kaldı ki, bu durumda bile Hizbullah ciddi siyasi sorunlarla karşı karşıya olacak. Bu konuda herhangi bir resmi açıklama yapılmış olmasa da, Lübnan Özel Mahkemesi Başsavcısı Daniel Bellemare'in bu sonbahar tahkikatlarını tamamlayıp dava açabileceği hakkında haberler işitiliyor.
"Hizbullah'ın geleceği parlak görünmese de, iktidarını savaşmadan bırakmayacaktır" diyor, Paul Salem analizinde. 16 Temmuz tarihli konuşmasında Hizbullah Lideri Şeyh Hasan Nasrallah, mahkemenin partisinin üyelerine dava açabileceği konusundaki söylentileri teyit etmekle beraber, bütün bunların Lübnan'daki İslami direnişin belini kırmak için İsrail'in düzenlediği bir komplo olduğunu ve hiçbir inandırıcılık taşımadığını sözlerine ekledi.
Dava, diyor Nasrallah, cep telefonu kayıtlarına dayanacaktır ve İsrail ajanları Lübnan cep telefonu operatörlerinin şebekelerine çoktan girmiş durumda. Gerçekten de daha kısa süre önce Lübnanlı yetkililer, iki cep telefonu operatöründen birinde, yüksek düzey bir görevliyi İsrail ajanı olduğu iddiasıyla tutukladı.
Nasrallah, Lübnan Özel Mahkemesi'nin İsrail'in bir komplosu olduğunu ifade ederek, iktidarı ve başka partileri mahkemeyle işbirliği yapmamaya ve hükümlerini kabul etmemeye çağırmış oldu. Nasrallah, kendisini dinleyenlere 2008 mayısında Beyrut sokaklarında yaşanan çatışmaları hatırlattı ve mecbur kalması durumunda Hizbullah'ın yeni bir çatışmadan kaçınmayacağını vurguladı.
Hizbullah, Lübnanlıları, varlığının ülkenin istikrar ve güvenliğine katkı sağladığına ikna etmeye çalışırken, bölgesel ve uluslararası düzeyde gelişmeler, örgütün giderek artan güçlüklere göğüs germek zorunda olduğunu gösteriyor. Her ne kadar Hizbullah için gelecek pek parlak görünmese de, iktidarı mücadelesiz teslim etmeyeceği aşikâr.
Paul Salem
© Project Syndicate 2010
Almancadan çeviren: Ogün Duman
Paul Salem, Beyrut'taki Carnegie Middle East Center'ın yöneticisidir.
Editör: Hülya Sancak/Qantara.de 2010
|