Sayfa: [1]
Yazdır
Gönderen Konu: Abd Ermenistan'ı Yakacak mı ?  (Okunma Sayısı 120 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yolcu
Yeni Üye
*

Reputation: 8
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4



« : 08 Mart 2010, 06:02:00 »

ABD ERMENİSTANI YAKACAK!
 05 Mart 2010, 23:24 

Türkiye'nin, Amerikan ve İsrail karşıtı bir rol üstlenmeye çalıştığı bir ortamda Ermenistan, kendini oldukça karmaşık bir durumda bulabilir. Çünkü İran ve Rusya'nın böyle "yeni" bir Türkiye ile ilişkilerini tahmin etmek gün geçtikçe daha da zorlaşıyor.

 Vigen Hakopyan
 
Türkiye'de iç siyasi durum hızlı bir şekilde kızışıyor. Ülkenin bazı generallerinin topluca tutuklanması, muhalefet güçlerinin aktif hâle gelmesi, Kürt sorununun çözümüne ilişkin "demokratik açılımın" suya düşmesi, Ermeni-Türk Protokollerinin Türk Parlamentosunda onaylama şansını sıfıra indirgiyor.

Bugün, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Genel Başkanı olduğu iktidardaki AKP politikasının önceliklerinin suya düştüğü söylenebilir. En sancılısı, Kürtlerle ilişkileri barışçıl yoldan düzenlemesi planlanan "demokratik açılım" olarak adlandırılan inisiyatif oldu. Olaylar, Türkiye'de -siyasi elitin dışında yargı, hâkimler ve savcılar ve tabii ki askerler- birkaç güç merkezinin olduğunu gösterdi. Hukukçuların ve rütbelilerin çabasıyla iktidardaki partinin demokratik inisiyatifi altına mayın döşenmişti. Kürtlerin çıkarlarını temsil eden siyasi partinin kapatılması, Kürt nüfusun yoğun olduğu şehirlerde belediye başkanlarının tutuklanması ve PKK güçlerine karşı askerî faaliyetlerin başlaması... İşte, Kürtlerle uzlaşma programının ilk sonuçları.

Kürt faktörünün, ABD ve İsrail dâhil olmak üzere dış güçler tarafından ustaca kullanılmış olması, ihtimaller arasında. Türkiye Anayasa Mahkemesinin Kürt eğilimli   DTP kapatılmasına ilişkin kararının, Erdoğan'ın ABD ziyaretini yaptığı ve Barack Obama ile başarısız geçen görüşme günü alındığını unutmayalım. Görüşmelerin hüsranla sonuçlandığını, Türkiye'nin Washington Büyükelçisinin istifası gösteriyor.

Türkiye'de üst düzey askerlerin toplu hâlde gözaltına alınması konusunda ABD'nin, göstermelik olarak kendini tutması, Washington'un olup bitenlere olan gerçek ilgisini örtemez. Generallerin gözaltına alınması olayıyla ilgili olarak ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Philip Crowley, "Türkiye'nin politikasındaki ve Türk toplumundaki bu süreçler yeni değil ve ben bundan dolayı çok endişeli olduğumuzu sanmıyorum. Bütün işlemler, Türkiye'nin kanunlarına uygun ve şeffaf olmalı." dedi. Bu arada, Türk siyaset uzmanları, askerlerin gözaltına alınmasının, Erdoğan'ın, hükûmeti devirme işinde, Washington'un Türk askerî çevrelerine olası desteğinden duyduğu endişelerden kaynaklandığını düşünüyor. Türk kaynaklar, ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı William Burns'un Ankara'ya yaptığı ziyaretin, daha doğrusu onun, Orgeneral Aslan Güner ile görüşmesinin, Erdoğan'ı ciddi bir şekilde korkuttuğunu kaydediyor.

Gerçekten de ABD'nin, Türkiye'de alternatif partner aramak için sebepleri var. Türkiye'nin son yıllardaki dış politika stratejisi, Ankara'nın bölgede, Washington'un stratejik partneri olarak hareket etmediğini gösteriyor. ABD'de beklenen bozulmaya neden olan adımlar arasında Türkiye'nin sadece Afganistan'daki askerî operasyona katılmaktan çekinmesi ve Irak'a hava saldırısında İncirlik Üssü'nün kullanılması sürecindeki tarihî zorluk gösterilemez. Hiç şüphesiz ki ABD, Türkiye'nin "Güney Akım" ve "Güney Pars" Projelerinde Rusya ve İran ile anlaşmalarına da Erdoğan'ın İsrail'i nükleer silahtan mahrum bırakmak gerektiğine dair açıklamalarına da Türkiye'de genel olarak İsrail karşıtı enformasyon artışının desteklenmesine de dikkat etmiştir. Türkiye'nin bu politikası ABD'nin bölgedeki stratejik konumunu doğrudan olumsuz etkiliyor.

Bu şartlarda ABD Kongresinin gündemine, Ermeni soykırımının tanınmasına ilişkin yasa tasarısının girmesi, ABD'nin sırf karşı tepkisi olarak değerlendirilebilir. Akabinde, Türkiye'nin önüne sürülecek çeşitli talepler getirecek olan Ermeni soykırımının tanınması, Erdoğan'ın konumunu daha da zayıflatacak, "komşularla sıfır problem" dış politik anlayışına da bir çizgi çekecek.

Görünüşe göre Ermenistan, gidişatın muhtemel senaryolarının tamamını aklıselimle değerlendiriyor. Ermeni Parlamentosunda iki belge birden gündemde: Geçen sene ekimde Zürih'te ABD'nin sıkı gözetimi altında imzalanan Ermeni-Türk Protokolleri ve aynı Protokolleri iptal imkânını veren uluslararası anlaşmalardan çekilme prosedürüne ilişkin yasal düzenleme. Yani, Ermenistan duruma göre ya Türkiye ile diyaloğa belirleyici bir ivme verecek ya da Erivan-Ankara ilişkilerinin normalleştirilmesi olasılığını ebediyen rafa kaldıracak. Tabii, sürecin suya düşmesinin ABD'deki algılanışı sancılı olacak. Çünkü Hillary Clinton'un boşa giden emeği bir şekilde izah etmesi gerekecek. En önemlisi ise 24 Nisan günü Barack Obama'nın Ermenilere hangi dilde hitap edeceğine, -yine Ermenice mi yoksa mecburen İngilizce mi- karar vermesi gerekecek.

Ancak Ermenistan'ın en önemli riski göz ardı etmemesi gerekiyor. Türkiye'de oluşacak geniş çaplı bir istikrarsızlık hâlinde, Kürt hareketinin kontrolden çıkması, Ermeni-Türk sürecinin suya düşmesi ve ABD'nin Türk iktidar elitine "soykırımın" tanınması dâhil olmak üzere baskısının güçlenmesi durumunda, Türk hükûmetinin olağanüstü karşı önlemler alması olasılığını beraberinde getirebilir. Hatta bu önlemler, asimetrik nitelik kazanarak istikrarsızlığın Türkiye dışına sıçramasıyla kendini gösterir. Bu durumda Azerbaycan'ın, Dağlık Karabağ'da rövanş almak için askerî yola gitmesi dâhil, bölgedeki durumun dengesizleşmesine yol açacak muhtemel önlemlerin de göz önünde bulundurmak gerekiyor. Türkiye'nin, Amerikan ve İsrail karşıtı bir rol üstlenmeye çalıştığı bir ortamda Ermenistan, kendini oldukça karmaşık bir durumda bulabilir. Çünkü İran ve Rusya'nın böyle "yeni" bir Türkiye ile ilişkilerini tahmin etmek gün geçtikçe daha da zorlaşıyor.


Kayıtlı

ALLAH'IM SEN SENİN DOSTLARININ SANA OLAN İNANCINI, SANA OLAN YAKINLIKLARININ BAKİLİĞİNİ BU DÜNYADA BİZLERE; ŞU DAKİKALARDA SORGUSUZ GÜNAHSIZ KARŞINA ÇIKMIŞ BU ŞEHİTLERİMİZE NASİP EYLE AMİN
Sayfa: [1]
Yazdır
 
Gitmek istediğiniz yer: