Gamze ARAS
Yeni Üye
Reputation: 10
Mesaj Sayısı: 4
|
 |
« : 31 Ocak 2010, 14:31:26 » |
|
İBRAHİM ŞERİF BATI TRAKYA GÜMÜLCİNE SEÇİLMİŞ MÜFTÜSÜ
Batı Trakya, Yunanistan'ın kuzey bölgesini teşkil eden, sınırları 1923 Lozan Anlaşmasıyla belirlenen, Evros (Evros), Rodop (Rodopi) ve İskeçe (Ksanthi) illerinden oluşan, 8578 km2 yüz ölçümüne sahip bir bölgedir. Rodop ili, azınlığın %60 ile en yoğun yaşadığı ildir. %47 ile İskeçe ikinci sırayı alırken Evros ili %7 ile son sırada bulunmaktadır.
Bir Balkan ülkesi olan Yunanistan'da din, kültür ve kimlik hareketleri Osmanlı'nın Balkanları fethiyle başlar ve bu özellikler muhafaza edilmeye çalışılarak günümüze kadar gelinir; nitekim bu bölgeler ziyaret edildiğinde buna şahit olmak mümkündür. Azınlık kavramı ile ilgili farklı tanımlar olmakla beraber "Azınlık; bir devlette yerleşmiş bulunan ve nüfusu ayrı bir ırk ya da dinden oluşan toplumsal grup" olarak tanımlanabilir. Fakat Batı Trakya Müslüman Türk azınlığı Balkanlardaki (Bulgaristan, Makedonya, Romanya ve Arnavutluk gibi ülkelerde bulunan azınlıklara kıyasla) diğer azınlıklardan çok farklı bir statüye sahiptir. Yunanistan ile Türkiye arasında, Lozan Anlaşmasına ek olarak imzalanan VI no.lu "Yunan ve Türk Halklarının Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol"e göre, Türk topraklarına yerleşmiş Rum Ortodoks dinine mensup Türk uyruklularla, Yunan topraklarına yerleşmiş İslam dinine mensup Yunan uyrukluların zorunlu mübadelesine gidilmiş, ancak bu protokolün 2. maddesiyle İstanbul'da oturan Rumlar ile Batı Trakya'daki Müslümanlar bu mübadeleden muaf tutulmuştur. Lozan Anlaşmasının imzalandığı 1923 yılında 106.000 olan Müslüman Türk azınlığı, farklı kaynakları mezceden araştırmacılara göre 80 yıllık zaman zarfında pek değişmemiş, ortalama 110.000 civarında seyretmiştir. 1951 resmi nüfus sayımında 105.092 olan azınlık nüfusu, bazı araştırmacılara göre, 90'lı yıllarda 115.000 ile 120.000 arasında olmuştur. Mavromatis'in ifadesine göre ise, 2005 yılında azınlık nüfusu 80.000 kişiden oluşmaktadır. Hâlbuki, 2002 yılı itibarıyla hazırlanan Dışişleri Raporu'nda azınlığın sayısı 98.000 olarak belirtilmektedir. Batı Trakya Müslüman Türk azınlığı çok rastlanmayan bir özelliğe sahiptir. Dini bir azınlık olduğu kadar etnik bir azınlık da olan Batı Trakya Müslüman Türk azınlığını Yunan yönetimi "Pomak", "Türk" ve "Roman" olarak üç gruba bölmeye çalışmaktadır. Yunan devletinin bu doğrultuda açıkladığı istatistiki bilgiler bile mevcuttur. Buna göre, Batı Trakya Müslümanlarının %15'i Roman, %35'i Pomak, %50'si Türk'tür. Böyle bir tasnif yapılmış olmasına rağmen okullarda kullanılan dil Türkçedir. Zaten resmi alfabesi bulunmayan, sadece sözlü olarak kullanılan Pomakça ve Ro-mancanın okullarda hangi şartlarda ve hangi metotlarla öğretileceği de ayrı bir konudur. Batı Trakya'daki dini hayat çeşitli anlaşmalar ve iç hukuk düzenlemeleriyle biçimlendirilmekte ve din unsuru hep ön planda tutulmaktadır. 1913 yılında Yunanistan ile Türkiye arasında imzalanan Atina Anlaşmasının 11. maddesine göre, Yunanistan'da bırakılan Müslüman-Türk halkının can ve mallarıyla namus, din, mezhep ve âdetlerine tam bir özen ve saygı gösterileceği ve bu halkın, Yunan asıllı olan Yunan uyrukluların taşıdıkları medeni ve siyasal hakların tümüne sahip olacağı ifade edilmektedir. Ne yazık ki anlaşmalara ve yöneticilerin verdiği taahhütlere Yunanistan'ın uymadığı görülmektedir. Örneğin, halkın seçtiği fakat anlaşmalara rağmen Yunan devletinin tanımadığı Gümülcine ve İskeçe'deki iki müftü ile Yunan devletinin atadığı fakat halkın büyük bir kısmının kabul etmediği Evros, Gümülcine ve İskeçe'de üç müftü bulunmaktadır. Batı Trakya'da bugün itibarıyla 283 cami ve mescit, 12 tekke ve 305 Müslüman mezarlığı vardır. Batı Trakya Müslüman Türk azınlığı, genel olarak tarım ve ziraatla maişetini temin etmektedir. Bölge halkı genellikle tütün, pamuk, pancar ve buğday üretimi yapmaktadır. Bazı bölgelerde hayvancılık da yaygındır. Son yıllarda küçük çaplı işletmeler de yaygınlaşmakta, kentlerde ticaretle uğraşan tüccar ve esnaf sayısı artmaktadır. Siyasi platformda, 1923 yılından itibaren bir iki iktidar hariç, azınlığı temsil eden milletvekilleri hep olmuştur. 2008 yılı itibarıyla da biri Gümülcine, diğeri İskeçe'de olmak üzere iki Türk milletvekili, Müslüman Türk azınlığı Yunan parlamentosunda temsil etmektedir. 1950'li yıllara kadar ziraatla uğraşan Müslüman azınlık ile Hristiyan çoğunluk arasında hemen hemen hiç fark yoktu. Ancak 50'li yıllardan sonra azınlıkların durumu, sosyal ve ekonomik alanda gerilemiştir. En verimli dönemlerde gayri-menkulünü satıp Türkiye'ye yerleşenler ve tahsil için bölgeden ayrılıp geri dönmeyenler, azınlığın gerilemesinde, diğer bir ifadeyle ilerlememesinde etkili olmuştur. Bunun yanı sıra tabii ki azınlık, en büyük yarayı Yunan devletinin uyguladığı ayrımcı politikalardan almıştır. Aslında iki halk arasında çözümlenemez sorunlar hiç olmamıştır. Onlar, birbirlerinin yaşam biçimlerine, bayramlarına, örf ve âdetlerine saygı duymuş, komşuluk ve arkadaşlık bağlarını koparmamışlardır. Batı Trakya'da azınlık halkın eğitim seviyesi nüfus oranına göre çok düşük olmasına rağmen, son yıllarda seviye yükselmiş ve azınlık neredeyse her sahada yüksek eğitim gören gençlere kavuşmuştur. Her branşta yetişen azınlık, kendi toplumuna hizmet sunmaktadır. 2001-2002 eğitim öğretim yılı itibarıyla çift dilli eğitim yapılan 223 azınlık ilkokulu, biri Gümülcine diğeri İskeçe'de olmak üzere iki ortaokul ve lise ile yine biri Gümülcine diğeri ise İskeçe Şahin bölgesinde ortaöğretim düzeyinde eğitim veren iki medrese vardır. Bölgede, Batı Trakya Türklerine ait haftalık olarak yayımlanan sekiz gazete ile aylık yayımlanan dört dergi ve Türkçe yayın yapan dört radyo ile düzenledikleri etkinliklerle bölge halkını çatıları altında toplayan 10'dan fazla dernek bulunmaktadır. Bütün bunlar Türk kültürünü ve dilini canlı tutmak için çok önemli unsurlardır. Balkan Müslümanlarının yaşadığı ortak sorunlar Önceki asırda olduğu gibi, özellikle son asırda Balkan Müslümanları çok derin yaralar almış, çok ciddi sorunlar yaşamıştır. Yaşanan bu haksızlıklar, uygulanan şiddet, patlak veren çatışmalar, kıyılan canlar; İslam dünyasının uyanmasına, dirilmesine, sağduyulu olmasına, iş birliğine ve dayanışmaya zemin hazırlamıştır. Ülkelere göre farklılık arz eden sorunlar, dinin ve dilin asimile olması hususunda birleşmektedir. Bu da, Balkan Müslümanlarının ortak hareket etmesine, birleşmesine, sorunlara ortak çözüm aramasına katkı sağlamıştır. Bölgemizin İslam ülkeleriyle ilgili bir sorunu yoktur. Sadece Balkanlardaki kaostan dolayı bir dönem iletişim eksikliği yaşanmıştır. Son yıllarda düzelen şartlar, bu alandaki eksikliği kapatacaktır diye ümit ediyoruz. Fakat Asya ve Afri-ka'daki İslam ülkeleri temsilcileri ile aramızda maalesef bir kopukluk vardır. Ancak Türkiye ile ilişkilerimizde herhangi bir kopukluk bulunmamaktadır. Bilakis Türkiye, her zaman samimi, uzlaştırıcı, birleştirici bir rol üstlenmiştir. Bizler Balkan coğrafyasında bir uyanma, dirilme, kaynaşma gözlemlemekte ve bundan büyük bir mutluluk duymaktayız. Amacımız, ulaşılamayan her alana gücümüz nispetinde ulaşmak, sorunları paylaşmak ve insanlara her konuda yardımcı olabilmektir; birlik şuurunu, kimlik bilincini, dinin kardeşlik, sevgi ve birleştiricilik özelliğini, örf ve geleneklerimizin önemini anlatabilmektir. Zira, Balkan Müslümanlarının en çok buna ihtiyacı vardır.
|