Sayfa: [1]
Yazdır
Gönderen Konu: Geert Wilders'e neocon desteği -Sinan Özdemir-Brüksel  (Okunma Sayısı 224 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
BEYAZ TÜRKLER
Jr. Member
**

Reputation: 293
Mesaj Sayısı: 346



« : 29 Ocak 2010, 17:46:12 »


Hollanda'da ırkçı ve İslamafobik çıkışlarıyla bilinen Wilders'e destek ABD'li neocon'lardan geldi.
Cuma, 29 Ocak 2010 09:38


“ Bu gün hayatta olan en önemli Avrupalı kim ? Adayım Hollandalı siyasetçi Geert Wilders. Onu tercih ettim ; çunki  kıtanın karşı karşıya kaldığı İslamın meydan okumasına karşı koyabilecek konumda. Tarihi bir figür  olarak dünya sahnesine çıkabilecek potansiyele sahip”.  Daniel Pipes


Bu satırlar özellikle 11 Eylül’den sonra yıldızı parlayan Daniel Pipes’a ait. Yazar Amerika’da Orta Doğu ve İslam konusunda bir otorite olarak kabul ediliyor. G.W. Bush’a danışmanlık yapmış olan Pipes bir neoconcu olarak tanınıyor. Middle East Forum’u kurucu. Pipes 20 Ocak’ta Amsterdam’da başlayan Geert Wilders davasına ilişkin düşüncelerini “Why I stand with Geert Wilders” başlıklı makalesinde anlatıyor. Bu cümleler sözkonusu olan makalenin giriş cümleleri. Wilders’ü hayatta olan en önemli Avrupalı olarak takdim ediyor ve onu Avrupa’da yükselen “şeriyat taraftarlarına” karşı koyabilecek kapasiteye sahip kişi olarak belirliyor.

Wilders Hollanda’da Özgürlük için Partisi’nin (PVV) Genel Başkanı. Başta bir kısım sivil toplum kuruluşları olmak üzere sanatçıların ve müslümanların da taraf oldukları bir dava. Müslümanlara hakaret ettiği ve toplumun bir kesimini ırkından veya dini tercihleri sebebiyle ayrımcılığa veya kine teşvik etmekten yargılanıyor. Wilders'in gerçekleştirdiği “fitna” isimli filmi ve çeşitli medya organlarında yayımlanan söyleşileri veya konuşmaları delil olarak gösteriliyor: Kur’an-ı Adolf Hitler'in Mein Kampf’ına benzetiyor, İslamı faşist olmakla suçluyor, Hollanda sınırlarının tüm müslümanlara kapatılması gerektiğini savunuyor, başörtüsü takan kadınlara para cezası verilmesi gerektiğini söylüyor ve peçe/burka gibi örtü tarzları ile minarelerin tamamen yasaklanmasını talep ediyor... Hollanda basını davayı asrın davası olarak takdim ediyor.

Wilders’in partisi en son AB Parlamentosu seçimlerinde şuan Başbakan olan Balkanende’nin partisinin ardında oyların yüzde on altısı ile  ikinci sıraya yerleşti. En son 10 Ocak’ta yayımlanan bir ankete göre ise bu gün seçim olsa Başbakan’ın partisi 27 Wilders'ün PVV'si ise 25 sandalye ile parlamentoda temsil edilecek. Sosyal demokratlar ise 33 sandalyeden 14 sandalyeye geriliyor. Bu tablo göz önünde bulundurulduğunda 2011’de seçime gidecek olan Hollanda için bu dava Wilders’e Bert Wagendorp’un tabiri ile “gök yüzünden gelen bir hediye”. Wilders bu davayı kendi mağduriyetini anlatmak ve davanın siyasi bir dava olduğunu söyleyerek oylarını artırmanın yollarını arayacak. Dava aynı zamanda özgürlükler için partisi ile seçimlerden sonra olası bir koalisyonun kurulmasına diğer partilerin itiraz etmelerini -dava ile aklandıktan sonra-engellemeyi hedefliyor.

Yargılanan her ne kadar Wilders’ün düşünceleri de olsa Wilder bu dava sayesinde bu düşüncelerini çok daha rahat bir şekilde çok daha geniş kitlelere duyura bileceğini biliyor. Öyleki tanık olarak dinletmek istediği kişilerin arasında: İslam konusunda uzman olanlar (ismleri daha belli değil ama Pipes’ın çağrılması hiçte şaşırtıcı olmaz), davanın ifade özgürlüğüne karşı açılmış bir dava olduğunu anlatmak için hukukçular, müslümanlar ve İslam dininden çıktığı için tehdit alan bir adam bulunuyor. Mahkemeden dinlenmesini isteyeceği iki kişi daha var: birincisi 2004’te Theo Van Gogh’u öldüren Muhammed Buveri, ikinci kişi ise La Haye’de selefilerin toplandığı bir camide imamlık yapan Favaz Jnaid.

Hollanda toplumundan egemen iki görüş var: birinci grup bir kaç ay önce yayımlanan bir raporu dayanak  göstererek (Wilder’ün ve partisinin ırkçı bir söyleme sahip olduğu ifade ediliyordu) partinin yasaklanması  gerektiğini savunanlardan oluşuyor ; ikinci grup ise ifade özgürlüğünü enegellemeye dönük bir dava olduğunu düşünüyor. Groningue Üniversite’sinde düşünce tarihi profesörü olan Frank Ankersmit tartışmaların ve davanın Wilders’ün konuşmaları ile gerçekleştiremediği toplumsal ayrışmayı bu dava ile gerçekleştire bileceğini düşünüyor. Davanın İslam üzerinden değilde daha çok siyasi olarak entegrasyon ve asimilisayon kavramları üzerinden görüleceğini düşünenler de yok değil.

Pipes makalesinde Wilders’ü neden desteklediğini de anlatıyor: neoliberal ekonomiyi destekliyor,  Avrupa’da ırkçı partilerle her hangi tarihi bir bağı yok, yabancılara karşı dışlayıcı değil (iyi bir liberalist olarak), yahudi karşıtı (antisemit) değil... Yahudi karşıtı olmamasını ise İsrail’de iki yıl kalmış olmasına,  onlarca ziyarette bulunmuş olmasına ve Hollanda Büyükelçiliği’nin Kudüs’e taşınması için verdiği çabaya dayandırıyor. Burada ifade edilmesi gereken bu sebeplerden dolayı da Pipes’ın başında bulunduğu Middle East Forum yalnızca Wilders’ü manevi olarak desteklemekle kalmıyor aynı zamanda  maddi olarakta destekliyor. Ne varki Pipes ile Widers İslam'a aynı anlamı yüklemiyorlar. Wilders tek bir anlam yüklerken Pipes aşırı ve ılımlı İslam olarak ikiye ayırıyor ve ılımlı İslam’ın desteklenmesi gerektiğini savunuyor.

Wilders davasının haftalar veya aylar sürmesi bekleniyor. Doğrudan olmasa da Wilders’ün partisine medyatik bir destek  sağlayacak. AB’nin bütün itirazlarına ve dışlamasına rağmen Avusturya’da Jörg Haider’in koalisyon ortağı olarak hükümete girmesinin  onuncu yılında Avrupa’da ırkçı ve popülist partiler eskisinden çok daha güçlü bir konumdalar. Ekonomik kriz popülist hareketlere pozitif enerji sağladığı görülüyor. Pipes’ın Wilders’ü desteklemesinin ardında yatan Avrupa’nın geleceğine ilişkin bir önkabul olarak ırkçı ve popülist partilerin daha fazla iktidarlarda yer bulacağını şimdiden  görerek bu partilerin (gelecekte) Amerika tarafından hangi şartlara uydukları takdirde desteklenip desteklenmeyeceklerini anlatmaya çalışıyor. 

Kayıtlı
Sayfa: [1]
Yazdır
 
Gitmek istediğiniz yer: